17 Nisan 1993 günü vefat ederek aramızdan ayrılan 8. CumhurbaÅŸkanımız Turgut Özal’ın ölüm yıldönümü bugün. Ülkemize yaptığı büyük hizmetler ve ileri görüşlülüğü ile, zamanında Türkiye’mizi sunduÄŸu yenilikler için bu gün kendisini rahmetle anmayı bir borç biliyoruz.
Turgut Özal’ın ülkemiz için yaptıklarını, siyaset tarihimize kattıklarını burada uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Zaten insafı olan, objektif davranıp olayları inceleyen herkes rahmetlinin yaptıklarının farkında.
   İçinde bulunduÄŸumuz siyasi ve ekonomik çalkantı nedeni ile herkesin kafası çok karışık ve her kesimden yurttaşımız bunalım da. O nedenle rahmetli Özal’ı, siyasi tarihimizi ve bugünümüzü çok güzel analizle dile getirmiÅŸ, usta kalem, gazeteci-yazar ve yakın siyaset tarihi uzmanı Mehmet Barlas’ın sabahta ki köşesinnde yazdığı yazı ile sizleri baÅŸ baÅŸa bırakmak istiyorum. Yazıyı okuyunca, rahmetli Özal’ı bugün neden anmamız gerektiÄŸini ve ÅŸuan ki sıkıntıların neden kaynaklandığını bir kez daha anlayacaksınız.
       ” Demokrasinin saÄŸlığı için yeni Özal’ların yolunu açmalıyız
       Bugün Turgut Özal’ın 15′inci ölüm yıldönümü.
     Bu coÄŸrafya insanları olan bizlerin, “Åžarklılık”tan kaynaklanan kötü bir yaklaşımımız var.
     Yönetenleri “PadiÅŸah ” ve geride kalan herkesi de “kullar” olarak gördüğümüz için, bir yönetici “seçilmiÅŸ baÅŸbakan” olsa da onunla yakın olmak veya onu övmek, diÄŸer kullar tarafından “yalakalık” biçiminde algılanır.
En geleneksel ekmek ve istihdam kaynağı “Devlet” olduÄŸu için de, çoÄŸunluk devlet kapısına yakın yerde bulunmaya çalışır.
    Cumhuriyet de, demokrasi de toplumun genlerindeki bu bilgileri silemedi.
Kökten devletçiliÄŸe, bir de “Rejim” kavramı eklendi.
Demokrasi sayesinde yönetenlerin belirlenmesine halk da katılınca, seçilemeyenler 1950′den baÅŸlayarak “Rejim elden gidiyor” demeye baÅŸladılar… “Ülke bölünüyor”, “Komünizm geliyor”, “Åžeriat düzeni kapımızda” benzeri feryatlar, dönemlere göre duyulmaya baÅŸlanıldı.
yazının devamı "8. Cumhurbaşkanımız, Rahmetli Turgut Özalın Vefat Yıldönümü"


