Archive for the ‘Sinema’ Category

Temmuz 1st, 2008

Lucas, Spielberg ve Ford yine biraradalar ve yine harikalar!

 

Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı ülkemizde vizyona girdi ve yine ilk üç seriyi aratmayacak keyif, macera ve kendine has üslubu ile kaldığı yerden devam ediyor. 70′lerin sonu ve 80′lerin başında Hollywood’un artık tüm dünya tarafından takip edilmeye başladığı zamanlarda karşımıza çıkan bu efsane film, içinde bitmek tükenmek bilmeyen macera tutkunlarına, asi adamlara, bir yerlere kaçıp gitmek isteyip monoton bir hayattan sıkılanlara bir rehber bir rüya sunmuştu.

Son filmde aynı hız macera, gizem ve fantastikliği ile yıllara meydan okuyan ford ve ekibi yine gönüllere taht kurmayı başarıyor. Sanırım bu son Indiana Jones filmini izleyenler ben gibi, “nasıl bir hayat yaşıyoruz, hayat dediğin böyle adrenalin, macera ve gizem dolu olmalı, al sırt çantanı çık yollara” … (more…)

Haziran 22nd, 2008

Aslında Rambo Dustin Hoffman olacakmışmış!

Amerikalı aktör Dustin Hoffman, Sylvester Stallone’u üne kavuşturan filmlerden “İlk Kan”daki “Rambo” rolünün ilk olarak kendisine teklif edildiğini, ancak rolü reddettiğini söyledi.

70 yaşındaki Hoffman, “extra” programında yaptığı açıklamada, “Rambo rolünü oynamam için önce bana teklif getirdiler, ancak rol fazla şiddet içerikliydi, reddettim” dedi.

Rocky ve Rambo rolleriyle üne kavuşan Sylvester Stallone, 1982’de çekilen ilk Rambo filminin senaryosunun 1970’lerin sonunda Steve McQueen, Al Pacino, Gene Hackman gibi ünlü oyuncularca reddedildiğini söylemiş, ancak bu aktörler arasında Hoffman’ı saymamıştı.

Dustin Hoffman, 1980’de “Kramer, Kramer’e Karşı”, 1989’da “Yağmur Adam” filmleriyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar ödülü kazanmıştı.

Mayıs 23rd, 2008

Amerikan seri katillerinin öncüsü, sosyopat Ted Bundy

Ted Bundy gayrı meşru olarak doğmuştu ve annesi bunu ondan gizledi. Çocukluğu döneminde hayvanlara işkence ediyor, kız kardeşini röntgenliyordu. 12 yaşındayken, 9 yaşındaki kaybolan arkadaşını da öldürmüş olabileceği yıllar sonra gerçek yüzü ortaya çıkınca akıllara geldi. 24 Ocak 1989′da elektrikli sandalyede idam edildikten sonra, hapishane duvarlarının dışında toplanan yüzlerce kişi onun idamını kutladı.

1974 - 1978 yılları arasında, ABD’nin çeşitli yerlerinde çok sayıda genç kadını öldürmüştür. Kurbanlarının kesin sayısı bilinmeyen Bundy, 10 yılı aşkın inkâr süreci sonunda, 30′dan fazla cinayet işlediğini itiraf etmiştir. Bundy, sıklıkla, Amerikan seri katillerinin öncül örneği olarak kabul edilir. Gerçekten de seri katil terimi ilk defa onu tanımlamak için ortaya atılmıştır.

Bundy’nin bir sosyopat olduğu düşünülmektedir. İşlediği vahşi cinayetlere rağmen eğitimli, yakışıklı ve kibar bir genç adam olarak tanımlanır. Kurbanlarını genelde sopayla döverek, bazen de boğarak öldürmüştür. Kurbanlarının çoğuna tecavüz ettiğine ve ayrıca, öldürdükten sonra da tecavüz edip, bedenlerini kestiğine inanılmaktadır.

Yakalandıktan sonra seri katil profilleri üzerine FBI’la iş birliği yapmıştır. Şu sözü akıllarda kalmıştır: “Seri katillerin yakalanmasının sebebi alışkanlık. Bir işi ilk kez yaptığınızda çok dikkat edersiniz. Her şeyin düzgün olmasını istersiniz. Ama 20. Kez yaparken o kadar da önemsemezsiniz.”

(more…)

Nisan 17th, 2008

3. sezon da heyecan ve macera kaldığı yerden devam ediyor…

                                                                   

      2005 yılında Amerika’nın ünlü fox kanalında başlayan, başrollerinde Wentworth Miller, Dominic Purcell, Sarah Wayne Callies, Amaury Nolasco’nın yer aldığı, yaklaşık 42 ülkede yayınlanan ABD yapımı dram ve macera dizisi Prison Break bizde de bir hayli ilgiyle izlendi. Hatta fanları ve Türkçe internet siteleri bile kuruldu. www.prisonbreaktr.com.

    Türkiye’de gösterimi ise, 2006 yılında kaliteli dizilerin ve sinema dünyasının en özel filmlerini dublajsız ve orijinal yayınlayan CNBC-e kanalı tarafından gerçekleştirildi. Dizi 2006 Emmy ödüllerine en iyi dizi olarak aday gösterilmişti.

    Dizinin ilginç konusu ve ilk sezon girişi şöyle idi; Bir inşaat mühendisi olan Micheal Scofield Başkan Yardımcısı’nın kardeşini öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılan ağabeyi Lincoln Burrows’u kurtarmak için tüm yasal yolların tükendiğini fark edince işi kendisi halletmeye karar verir ve kusursuz bir hapisten kaçış planı hazırlar (işte kardeş sevgisi, helal olsun). Ardından göstermelik bir banka soygunu düzenler ve cezaya çarptırılır. Bu planların hepsini şüphelenilmeyecek şekilde vücuduna dövmesini yaptırır. Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River’ne gönderilir. Michael, içeride beklenmedik durumlarla karşılaşır ve ağabeyini kaçırmak için girdiği hapishaneden 7 kişiyi daha kaçırmak zorunda kalır( hayat işte, evde ki hesap hiç çarşıya uymazzzz). Bu sırada planlarını hayata geçirmek için revir doktoru Sara Tancredi’yi (Sarah Wayne Callies) ve hapishane müdürü Henry Pope’u kullanır. Bu sırada da Sara ‘ya âşık olur( aşksız bir hayat hiç düşünülmüyor dimi, hapishanede bile). Michael’ın kaçış planında azılı gardiyan şefi Brad Bellick onun planını zora sokar (kötüler iş başında)..
Yazının devamı  "3. sezon da heyecan ve macera kaldığı yerden devam ediyor…"

Nisan 16th, 2008

Cameron Diaz; Hem Güzel, Hem Komik

     

    Cameron Diaz; babası Kübalı annesi Avrupalı bir melez. Ondandır ki ilginç bir güzelliği var. Sinema dünyasına modellikten yani güzelliği ve fiziği ile geçiş yapmasına rağmen, rol aldığı filmlerdeki oyunculuğu ile özellikle komedi oyunculuğu ile herkesi kendine hayran bırakması onu hollywood’un zirvesine taşıdı.

       Diaz Okul yıllarında çok zayıf olduğundan arkadaşları onu iskelet diye adlandırırmış. Daha 16–17 yaşları arasında fak edilmiş ve modellik yapmaya başlamış. Calvin-Klein ve Levis gibi firmalarla çalışmış. (more…)

footer